Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


YÜKSEK BENLİK VE EGO

 

                                                         

 

 

                                

 

YÜKSEK BENLİK, en kısa tanımıyla tanrısal özümüzdür.Enkarne olurken perdenin diğer tarafında bulunan ruhumuzun en saf ve herşeyi bilen parçamızdır.

 

Dünyaya enkarne olurken tam bir bilinçle neyi deneyimlemek istediğimiz yüksek benliğimiz tarafından belirlenir.Bize en uygun senaryo astral plan dahilinde hazırlanır ve yüksek benliğimizin onayıyla uygulamaya koyulur.Bu verilen akitler, enkarne sürecinde her nekadar unutarak gelsekte iç sesimiz yada altıncı hissimiz veya çaresiz hissettiğimiz durumlardaki dua ve dileklerimizle bize bir şekilde hatırlatılarak bu süreç tamamlanır.

 

Bu durumda yüksek benliğimizin bizden çok üst boyutta ve sanki bizden ayrı gibi görünmesi, sadece dünyadaki düalite den ve üç boyutlu düşünce sistemimizden kaynaklanır.Oysa gerçekte yüksek benliğimizle her daim içiçe  kuantum bir halde yaşarız.

 

İnanç sistemleri ve kodları hepimizde farklılık göstersede, aslında bilinç kodlarımızda ve DNA mızda tansısal özümüz mühürlüdür.Ve bizler bir şekilde bunu hissederiz.Bu tanrısal yanımızı harekete geçirecek pek çok yol deneyimleriz.Bu yol gerçekte yukarı yada başka yere değil tamda içimize özümüze giden yolculuktur.Ve bizler harika deneyimlerimizle an be an seçimlerimizi yaşar ve yaratım sürecinin içinde oluruz.

 

Yaşamın içinde her yol ayrımında yada eşiklerde yardım eden rehberlerimiz bulunur.Kendini çaresiz gören insanın başvurabileceği rehberler öylesine yakın ve hazırdırki, bazen yardım istemeyi unutur ve çaresizliğin içinde hapsolmuş hissederiz.

 

Tüm bu yaşam süreci elbette insanın çok yüce bir amacına hizmet eder.Bu süreç insanın kendi krallığına ve tanrısallığına giden yoldur.Bu yolda ona eşlik eden sadece yüksek benliği ve rehberleri değildir.Düaliteye uygun olarak, tamamen bu hatırlama ve gelişme sürecine hizmet eden birde EGO' muz vardır.

 

EGO sözlük anlamında ben, benlik demektir.Ego bir kimlik ve kişiliktir.Yaşam sürecinde, çocukluktan itabaren güven duygusu, sevgi ve şevkat ihtiyacının karşılanması ve edindiğimiz alışkanlıklar egoyu oluşturur.

 

Bir zen hikayesinde öğrenci üstada "Ego nedir ? " diye sorar.Üstad "Bu nasıl bir soru, bunu yanlızca bir aptal sorabilir " der.Öğrenci allak bullak olur, öfkeden kıpkırmızı kesilir.Ve üstad gülümseyerek döner ve öğrencisine " İşte ego budur.." der.

 

Egomuz en ilkel barınma, yeme içme içgüdüsü gibi temel ihtiyaçlar yanında, aldığımız aile, toplumsal ve kültürel değerler doğrultusunda yön bulur.Ego bu anlamda insanın özsaygı ve özgüveninin oluştuğu iç dünyasıdır.

 

Egomuz bu beşeri özelliklerinden dolayı, kişisel gelişimde önemli bir yer tutar.Alışkanlıklarımız, kişiliğimizde baskın taraflar ego tarafından yönlendirildiği ve bilinçaltımızda oldukça etkin olmasından dolayı, sanki silinmesi ve yok edilmesi yada terbiye edilmesi gerektiği gibi bir algıyla karşılaşmak mümkündür.

 

Ego ya yönelik kendini koruma içgüdüsü ile, kendini ifade etme emri arasında karşıtlık doğar.Kendini koruma yanımız sürekli bir güvenlik arayışı içindedir ve her insanın kendisini korumakla ilgili bir stratejisi vardır ve kişiliği oluşturan bu kodlardır.Çekirdek inanç, hayatta kalmakla ilgilidir.Oysa ruhtaki gelişme arzusu ise mutluluk peşindedir.

 

Bu çelişki sanki egoyla mücadele ederek ruhsal gelişim sağlayabiliriz gibi görünsede, aslen egomuz bizim gelişimimize hizmet eden mükemmel bir araçtır.Korkularımızda egonun yanıbaşında hizmet eder.

 

Alıştığımız yaşam biçimi bize doğru ve güzel gelmese bile bizim için bildik ve tanıdıktır.Gelişim tamda buna direnç gösterdiğimiz noktada başlar.Değiştirmek istediğimiz her durumda zihin ve ego devreye girerek bahaneler üretir.Bizi alıştığımız durumda tutmaya çalışır.Eğer durmadan egonuzla çatışma halindeyseniz bu çatışmadan galip gelmeniz mümkün değildir.Çünkü egonuz size aittir.Değişime karar verdiğiniz her durumda  yeni hal ve durumun sizin çıkarınıza olduğu konusunda  egonuzu ikna etmeniz gerekir.Egonuzla uzlaşmanız hemen sonuç vermeyecektir.İşte bu süreçte attığınız her adım,  önce niyet  ve istek, sonra cesaret ve istikrarla desteklenmediği sürece başa dönersiniz.