Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


KARMA NEDİR ?

 

"Şimdi şu anda gördüğün ve dokunduğun dünya,senin olduğun herşeyin somutlaşmasıdır.Yaşamında,düşüncelerinde daha önce onaylanmayan hiçbirşey oluşamaz.."

 

 

KARMA en basit anlamda zihinsel eylemleri içeren  "yapmak " anlamındadır.Kişinin şu an içinde bulunduğu hal ve durumu, kendi eylem ve düşünceleriyle oluşturma ve bundan sorumlu olma halidir.Bu bir evren yasası olarak kabul edilir.Kişi kendi özgür iradesiyle yaptığı herşeyden bizzat kendisi sorumludur ve sonuçta iyi yada kötü kendisine geri dönecektir.

 

Bu kavram reenkarnasyonla da ilgilidir.Reenkarnasyon tekrar bedenlenerek dünyada yada başka yaşam formlarında enkarne olmaktır.Çok eski bir inanış olan reeankarnasyon eski kült dönemlerde bilinirdi.Kutsal kitaplarda da yeri olan bu inanışa göre; özü saf ve tanrısal olan ruh,bilgi ve deneyim kazanmak için bedenlenir.Bu bir tekamül planıdır.Her insan yanlızca bir tek ruh taşır.Anne karnında ceninken dördüncü ayda ruhu yüce yaradan tarafından üflenir.İlk dört ay ruhun uyum ve hazırlık sürecidir.Spatyomda dünyaya enkarne olmak isteyen ruhlar daha önceki yaşamlarında oluşturdukları karmaya göre planlanarak enkarne olurlar.Ancak burada hiçbir zorlama söz konusu değildir.Vicdan ve yaradan kimliği ile ruh, kendi istek ve arzusuyla yeniden bedenlenerek dünyadaki eğitimine devam eder.Yaşamı son bulduğunda ise bir salyangoz gibi kılıf olan bedenini bırakarak astraldaki ait olduğu yere döner.

 

Materyalistler evreni; kaderimiz,düşüncelerimiz ve eylemlerimizin tamamen fiziksel dünya tarafından belirlendiği engin bir hapishane olarak resmeder.Başka bir inanış ise; önceden belirlenmiş kilitli bir dünya da insan bir mahkum olarak yaşamına boğun eğer.

 

Karma her iki savın da dışındadır.Kendimizi ve çevremizi biçimlendirme konusunda bize özgürlük verir.Kendi gelişimimiz konusunda yaptığımız ve etkilediğimiz herşey bizim sorumluluğumuzdadır.Mutlak bir şekilde ya meyvelerini toplarız, yada ceremesini çekeriz.Bu anlamda en güçlü faktör özgür irademizdir.Neden ve sonuç ilişkisinde sebepleri başkasına veya başkalarına yüklemek gibi bir lüksümüz yoktur.Bugün yaşadıklarımız geçmişin kaynağıdır.Tıpkı bugünkü irademizin, geleceğin kaynağı olacağı gibi.Ancak karma uyulacak yada uyulmayacak bir yasa değildir.Yanlış yapan kişiye uygulanan birer ceza da değildir.O sadece kaçınılmaz sonuçlarla ilgili bir ilkedir.Karma bize ihtiyacımız olan özgür iradeyi verir.Farkına varamayacak kadar kör olup önümüze çıkan fırsatları değerlendiremiyorsak,yararlı gördüğümüz ama derinlemesine baktığımızda bizi peş peşe hüsrana uğratan bir dizi olay yaşıyorsak, karmanın yada sevgili yaradanın acımasızlığına değil kendi farkındalığımıza varamamanın sonuçlarına bakmalıyız.Bir alışkanlık olarak kendine sürekli acıyanlar mutlaka bir günah keçisi bulurlar.Oysa gerçek şu ki; insanın zihinsel nitelikleri ve etik standatları,kaderimizi belirleyen gizli faktörlerdir.

 

Geçmiş yüzyıl bizlere korkulacak bir Tanrı kavramı aşıladı.Yaşadığımız yüzyıl ise Tanrı ya karşı kayıtsız.Oysa tüm yaradılışta yaradan ve yaradılış tek bir koza içindedir.Karma anlayışı iyi irdelendiğinde yaşama ve yaradana karşı çok daha büyük bir sorumluluk yaşatır.Karma ilkesini doğru anlayanlar,onu aslen eylemlerimizle harekete geçirilen bir güç olarak görürler,çekilen acılarında, ham bir eğitim olduğunu bilerek,hatalarından ders çıkartırlar.

 

Karmayı evrensel güçten ayrı tutmak hata olacaktır.Karmayı Tanrının bir yönü ve Tanrının kendini gösterme biçimi olarak algılamak daha doğru olacaktır.Bizi eylemlere sürükleyen içsel kuvvet her ne olursa olsun sonuçta bizi arındıran itici bir güçtür.

 

Evrende herşey makrodan mikroya birbiriyle etkileşim içindedir.Bugün kaos yaşayan tüm insan ve toplumlar bilmelidir ki; bireysel yada toplumsal herşey evrenlere hizmet eder.Kendini bu anlamda yaradanın hizmetkarı olarak görenler  de bu mutlak gerçekle, bireysel yada toplumsal sorumluluklarını yüklenmeli ve hiçbirşeyin tesadüf olmadığı bu yüce alemde mutlak güce giden yolu bulmalıdır.Herbirimizin yaptığı ve düşündüğü şeylerin sonuçları bir ırmağın ayağı gibi yaşadığımız toplumun ırmağına,oradan yaşadığımız gezegene ve evrene karışır.Bu çerçeveden baktığımızda, insanoğlu arasındaki iletişimde sadece kendi mutluluğunu ve çıkarlarını düşünmek kişinin en başta kendine faydası olmayacaktır.Evren bireysel değil,kollektif bir bilinç taşır.Kendini bu bilinç ve zekadan ayrı tutanlar gerçekte evrenin mutlak gücünden esrik kalırlar.

 

 Bu engin konuyu son bir sözle noktalamak istiyorum.İnancımız ne olursa olsun hepimiz biliyoruz ki;sevgili yaradanın sonsuz evreninde bizler her birimiz  muhteşem bir puzzle ın birer parçasıyız.Aynı dokunun içinde,herbirimiz ayrı, ama birlikte.Bir tek parçanın yokluğu tüm evren tarafından hissedilir.Kendimizi bu sonsuz evrende nasıl ifade edeceğimiz ise bizim seçimimizdir.Yaradan kendini yarattıklarında tezahür ettirir.SİZ kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz?